Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın 44. ölümsüzlük yıldönümü sebebiyle basın açıklaması yapmak isteyen lise ve üniversite öğrencileri, saat 13.00’da Kaypakkaya’nın devrimci mücadeleyi büyüttüğü okulun, Çapa Fen Lisesi’nin (Çapa Yüksek Öğretmen Okulu) önünde toplandı. Kitleyi ablukaya alan polis öğrencilere “Kaypakkaya’yı anamazsınız. İbrahim Kaypakkaya anmasına asla izin vermeyeceğiz. Kaypakkaya terör örgütü kurucusudur.” tarzında sözler sarf ederek öğrencilere saldırdı ve alandan uzaklaştırdı. Gün boyu öğrencileri takip eden polis, tacizlerini sürdürdü.

Saldırı sonrası öğrenci ve gençlik hareketleri basın açıklamasını Kadıköy Khalkedon Meydanı’na çekti. Sosyalist Öğrenci Hareketi yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Bugün Çapa’da yapılacak olan Kaypakkaya anmasına polis saldırısı gerçekleşti. Anma etkinliği saldırı sonucu engellendi. Korkmakta haklısınız korkularınızı büyütmeye devam edeceğiz. Çabalarınız nafile her alanda Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’yı anmaya devam edeceğiz. Anma etkinliğimiz her türlü engellemeye karşı saat 19.00’da Kadıköy Khalkedon Meydanı’nda gerçekleşecektir. Tüm devrimci-demokrat-yurtseverleri anmamıza çağırıyoruz.”

Saat 19.00’da Kadıköy’de toplanan lise ve üniversite öğrencileri burada da polis engeliyle karşılaştı. Toplanan kitle polis tarafından dağıtılmaya çalışıldı. ‘Kaypakkaya anmasına asla izin vermeyeceğiz.’ diyen polise inat alandan çekilmeyen öğrencilere tekrar polis saldırısı gerçekleşti. Polis, ablukaya aldığı öğrencilere plastik mermi ve biber gazlarıyla saldırdı.

Polis saldırısı sonucunda bir Kaldıraç okuru ve Öğrenci İnisiyatifi’nden Ali Düzkün gözaltına alındı.

Her alanda engellenmeye çalışılan anma ve basın açıklamasının metnini olduğu gibi paylaşıyoruz. 

“44. yılındayız. İşkencenin ve direnişin, ölümün ve ölümsüzlüğün 44. yılındayız. Geride her yıl, öncekine bir eklenerek ilerleyen bir tarih değil; her yıl yeniden bir başlangıç olan; düştüğü yerden toprağa ve yeni umutların baharına katılan bir tarihin koşumundayız. Börklüce Mustafa’yı ve İbrahim Kaypakkaya’yı, Haki Karer’i ve dörtleri, Mazlum’u, Deniz’i, Sinan’ı ve Mahir’i, sayısız devrimci ve komünisti, isimleriyle değil ama tarihe eylemleriyle not düşen kitleleri bilincimizin en berrak yerinde saklıyor ve en devrimci duygularımızla anıyoruz.

Dirilişin ve ölümsüzlüğün bu yeni zemini, geride kalanların mücadelelerini sürdürecekleri büyük bir anlatının ve destanın takipçileri olmayı, dinleyicilikten okuyuculuğa, anlatıcılıktan bir anlatı olmaya geçmeyi zorunlu kılar. Bu tarihle özdeşlik kurmayı, aynı zamanda özdeşlik kurulacak bir tarih bırakmayı… Ancak yeni öyküler yaratarak, öykücülüğün sürdürülebilir olduğunu bilmeyi…

İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan coğrafyamızdaki devrimci mücadelenin kuşkusuz önde gelen devrimcileridir. Dünya’nın birçok yerinde ve ülkemizde ”68 hereketi” olarak tarihe not düşülen sürecin başını üniversiteler çekmişti. Üniversitelerde mayalanan devrimci mücadele, bir süre sonra üniversite sınırlarını aşacak ve kendisini 71 devrimci çıkışı olarak nitelendirdiğimiz sürece evirecekti. Türkiye İşçi Partisi’nin, düzeni aşamayan siyasal hattının bir anti-tezi olarak açığa çıkan 71 devrimci çıkışı, günümüze kadar olan sürece damgasını vurmuştur.

Faşizm, devrimci önderleri katlederek, ezilenlerin haklı mücadelesi bertaraf edeceğini hesaplamıştı; ancak devrimci önderlerin mücadelesini sahiplenen ardılları faşizme karşı mücadelelerini günümüze dek sürdürmüştür ve sürdürmeye devam edecektir.

Bundan 45 yıl önce, faşizm, Diyarbakır zindanlarında 90 gün sürecek işkenceyle İbrahim Kaypakkaya’nın iradesini kırmayı ve Kaypakkaya şahsında devrimci mücadeleyi teslim almayı denemişti. Tıpkı, 6 Mayıs’ta ve Kızıldere’de olduğu gibi, devrimci önderleri tasfiye ederek mücadele ateşini söndürmeyi hedeflemişti; ama nafile, ne İbrahim Kaypakkaya ne de diğer devrimci önderler ve mücadeleleri teslim alınamadı, asla alınamayacaktır.

İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan ortaya koydukları teori ve pratikleriyle hem birbirlerinin anti-tezi hem de tezidirler. Dünyadaki ve ülkemizdeki sınıf mücadelelerinin seyrine farklı bakış açılarıyla dahil olmakla birlikte, hepsinin birleştiği yer devrim ve sosyalizm mücadelesi olmuştur.

Bugün Erdoğan/AKP iktidarının başını çektiği egemen sistem, gençliğin ve öğrencilerin mücadelesini engellemek için elinden gelen bütün kirli yöntemleri kullanmaktadır. Biliyorlar ki, daha önce üniversitelerden mücadelenin fitilini ateşleyen devrimci önderlerin yolundan yürüyen gençler ve öğrenciler, İbrahimleşerek, Mahirleşerek ve Denizleşerek dalga dalga büyüyecek ve faşizmin kalelerini yerle bir edeceklerdir.

İçerisinden geçtiğimiz son dönemlerde faşizm, Türkiye ve Kürdistan’da katliamcı politikalarına hız vermiştir. Suruç’ta 33 düş yolcusunu, Ankara Garı’nda ”barış” mitingi yapan devrimcileri katleden devlet, kanı birbirine karışmış olan devrimcileri mücadeleden vazgeçiremeyecektir. İbrahim Kaypakkaya’dan, Mahir Çayan’dan ve Deniz Gezmiş’ten bizlere miras kalan devrimci dayanışma ve devrimci mücadele bayrağını yükseltemeye devam edeceğiz. Ne zaman ki, ezenlerin sarayları başlarına yıkılır, ne zaman ki, yer yüzü aşkın yüzü olur, ancak o zaman bu kavga son bulur.

Faşizmin, Türkiye ve Kürdistan’da devrimcilere ve halklarımıza karşı yürüttüğü kirli savaşa karşı gençlik ve öğrenci örgütleri olarak, birlikte mücadele etmenin önemi ve anlamının farkındayız. Mücadelemizi bu anlayıştan yola çıkarak örüyoruz. 18 Mayıs’ta İbrahim Kaypakkaya ve Mayıs ayı şehitleri şahsında bütün devrim şehitlerini anıyor ve mücadelelerinin soluksuz sürdürücüleri olacağımızı, mücadelelerini mutlak zafere taşıyacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.”

Kaypakkaya’yı savunmak onurdur!
İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür!