20 Temmuz cumartesi günü gençlik örgütleri tarafından Kadıköy’de düzenlenen Suruç anmasına gerçekleşen polis saldırısını, 27 arkadaşımızın gözaltına alınmasını teşhir etmek; tüm saldırıların karşısında her zamankinden daha da yüksek sesle haykıracağımızı ilan etmek adına, “Gençlik Örgütleri” tarafından, saldırının gerçekleştiği yerde basın açıklaması gerçekleştirildi.

 

Basın açıklaması şu şekildedir:

Basına ve Kamuoyuna

Suruç için adalet, herkes için adalet
Suruç’ta IŞİD’in gerçekleştirmiş olduğu bombalı saldırı sonucu 33 düş yolcusunu ölümsüzlüğe uğurlayışımızın ardından tam 4 yıl geçti. Aradan geçen 4 yıl boyunca Suruç için adalet arayışımız gerek mahkeme salonlarında gerekse de sokak sokak her geçen gün biraz daha büyüdü daha fazla insanın sesi ve talebiyle buluştu. Bugün düş yolcularının 4. yıl dönümünde gördük ki, zalimler ne kadar çabalarsa çabalasın Suruç’un cüreti sokaklarda olmaya devam edecek. Yasaklamaya çalıştığınız sokaklarda düş yolcularının sıra arkadaşları, yoldaşları, dostları, onları anma iradesinin imzacısı oldu. Bu iradenin karşısında hiçbir gücün duramayacağını, tam olarak bu sokaklarda ortaya koymuş olduk. Suruç şehitlerini andığımız 4. yılda sokakların artık gerçek sahiplerinin olduğunu, giderek her geçen gün daha fazla gerçek sahiplerinin olacağını hep birlikte göreceğiz. Artık sokaklarda söz söyleyenler, 33’lerin yoldaşları, devrimciler olacaktır.
Biz biliyoruz ki Suruç’ta 33 yoldaşımıza, dostumuza, arkadaşımıza, düş yolcusuna yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırı sadece IŞİD’in gerçekleştirmiş olduğu bir saldırı değildi. Saldırının olduğu ilk andan itibaren devletin ve devlet kurumlarının rolüne dikkat çekmeye çalıştık. 20 Temmuz 2015’te gerçekleştirilen saldırı sonrasında, saldırıya yönelik her gelişme bizim bu konudaki düşüncelerimizi kanıtlar nitelikte olmuştur.
Suruç saldırısını her yönüyle aydınlatması gereken devlet, saldırının üzerini kapatmaya dahası bugün “Suruç için adalet herkes için adalet” diyen binlerin sesini kısmaya çalışmaktadır. Bu zamana kadar Suruç için adalet isteyen yüzlerce insana dava açılmış, Suruç gazileri dahil onlarca insan bu adalet arayışı sırasında tutuklanmıştır.
Suruç ve toplumun her kesiminden insanların adalet arayışını açtıkları davalarla sönümlendiremeyeceğini bilenler, sadece bunlarla yetinmemektedir. Her yıl Suruç’un yıl dönümünde çeşitli illerde yaptığımız anma eylemlerine kolluk plastik mermilerle, kimyasal karışımlı gazlarla saldırmaktadır. Bu yıl da kolluk kuvveti, eylemin güvenliğini alacağı yerde Suruç için adalet arayanlara saldırmıştır. Yapılan bu saldırılar sonucunda Ankara ve İstanbul’da toplam 36 arkadaşımız darp ve işkence edilerek gözaltına alınmıştır.
Dün 18.00 ve 19.00’da gerçekleştirdiğimiz, gerçekleştirmek istediğimiz eylemlere yönelik ne İstanbul Valiliği’nin ne de Kadıköy Kaymakamlığı’nın herhangi bir yasaklama durumu söz konusu bile olmamıştır. Genel bir yasaklama yapılmadan kolluk kuvvetinin yapmış olduğu saldırı, bu saldırının emirlerinin gizli kapılar ardında verildiğini ve keyfiyetçiliğin boyutunu göstermesi bakımından önemlidir. Plastik mermiler, fiziki şiddet ve cinsiyetçi küfürlerle gerçekleştirilen polis saldırısı için kaymakamlık, “envanterimizde plastik mermi bulunmuyor” demiştir. Ancak gerek darp edilen arkadaşlarımızın aldığı adli tıp raporlarında gerekse de basına yansıyan görüntülerde kolluğun plastik mermiyi çok yoğun bir şekilde yakın mesafeden kullandığı tespit edilebilmektedir. Yani kaymakamlık açıkça yalan söylemektedir ve böylece toplumda manipülasyonla bir algı yaratmaya çalışmaktadır.
Şunu açıkça belirtmek gerekir ki bu saldırıların tamamı adalet arayışımızı engellemeye ve Suruç’un sesini soluğunu kısmaya dönüktür. Ancak bu saldırıları planlayanlar, bu hedeflerine hiçbir zaman yaklaşamayacaklar. Bu saldırılar Suruç korkusunun bir tezahürüdür. Her geçen gün, her yıl “Suruç için adalet herkes için adalet” talep edenlerin, bu talep için sokağa çıkanların gücü ve sayısı artacaktır. Adalet arayışımızın gücü arttıkça da bize dün olduğu gibi saldıranların aczi, korkuları, kabusları büyüyecektir. Ve biz er ya da geç kazanacağız, çünkü biz haklı bir davanın yolcularıyız, haklı bir davanın takipçileriyiz. Aynı 33 düş yolcusu yoldaşımız gibi.
33 düş yolcusu; sosyalist, anarşist, devrimci dostumuz bu ülkenin, Ortadoğu’nun kanayan bir yarasına merhem olmaya çalışmışlardı. Sistemin suni sınırlarla birbirinden ayırdığı ama hâlâ yanı başında olan çocuklara umut, yıkılan bir kente yeni bir soluk olmak istemişlerdi. Biz biliyoruz ki bu topraklarda iyiden yana olan her şey, haklıdan yana olan her şey cezasız bırakılmıyor. 33 yoldaşımız, Gezi’den Kobanê’ye, Türkiye’den Rojava’ya köprü kurmak isterken de işte bu karanlık düzeni yıkmak ve aydınlık günleri getirmek istemişlerdi.
Şimdi bizde 33 düş yolcusunun yoldaşları olarak aydınlık, mutlu ve özgür günleri bu topraklara getireceğimizin sözünü veriyoruz. O yüzden hiçbir korkumuz, hiçbir kaygımız yok. Kolluğun, adaletsiz yargının saldırıları ile geri adım atacak değiliz.
Bu sokaklarda dün bize saldıranlar gördü ki gençlik bu saldırılar karşısında yılmadı, Kadıköy’ün her sokağını eylem alanına çevirdi. Polis barikatlarının karşısında düş yolcularının yoldaşları direniş kararlılığı ile durdu. Bizler buradan ilan ediyoruz ki. Düş yolcularının hayalleri ve kararlılığıyla bu sokakları adımlamaya, onların düşünü kurduğu dünyayı her adımda yaşatmaya devam edeceğiz.
Suruç’un 4. yıl dönümünde bir kez daha belirtiyoruz ki “hiçbir düş yarım kalmayacak”, “Suruç’ta yitirdiklerimizin hayallerini gerçek kılacağız” ve “biz kazanacağız”. Yalanlarınız, manipülasyonlarınızla direniş ve adalet arayışımızı engelleyemeyeceksiniz. Gençliğin cebinde her zaman direniş sizin cebinizde her zaman yalanlar olacaktır.