Televizyonlar, radyolar, gazeteler ve sosyal medya trolleri benzer yalanları yayıyorlar. Hâkim burjuva kliğin tüm bu alanlarda kurumlaşmış medyası; tek merkezden çıkmış, laboratuvar çalışması bir manipülasyon haberciliği yapmaktadır. Tam olarak Machiavelli’nin ve Paul Joseph Goebbels’in yönetme ve propaganda ilkeleri ile yalanlar üzerinden süreç yürüyor. Geçen 2 aylık süreçte doğayı talan eden, sermayeyi kollayan, tekelleşmeyi büyüten çok sayıda yasa çıkarıldı. Her gün Resmî Gazete’de yeni yasalar ve cumhurbaşkanlığı kararnameleri çıkarken COVID-19 ile ilgili 1 yasa ve 2 kararname çıkarıldı.

İlk kararname sermaye sınıfı için çıkarıldı. COVID-19 salgını nedeniyle T.C. Cumhurbaşkanlığı sermayedarları korumak için devreye girdi. Kapitalistleri ve TESKOMB üzerinden kredi alan küçük esnafı koruyacak tedbirler alındı. 25 Mart 2020 Tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan 2283 karar sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesine bakalım.

“MADDE 1- (1) Bu Kararın amacı; COVID-19 salgını nedeniyle işleri zarar gören ve Türkiye genelinde faaliyet gösteren esnaf ve sanatkârların, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi (Banka)’nce Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB)’ne bağlı bölge birliklerine ortak olan esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri kefaletiyle veya doğrudan düşük faizli kredi kullandırılmasına ilişkin kararlar kapsamında olan kredi borçlarının ertelenmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

MADDE 2- (1) Bu Karar kapsamındaki esnaf ve sanatkârlardan, yaşanan salgın nedeniyle işleri ve/veya işletmesi zarar görenlerin, TESKOMB’a bağlı bölge birliklerine ortak olan esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri kefaletiyle veya doğrudan Bankadan, 31 Mart 2020 ve öncesi tarihlerde kullandıkları düşük faizli kredilerden doğan borçlarından, 1 Nisan-30 Haziran 2020 tarihleri arasında vadesi dolacak olan kredi borçları vadesinde/taksit vadesinde/hesap devresinde ilgili mevzuatına göre faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle vade tarihinden/taksit vadesinden/hesap devresinden itibaren üç ay süreyle faizsiz olarak ertelenir. Buna bağlı olarak, kredi itfa tablosu doğrultusunda, kalan tüm taksitler ötelenir. Bu Karar kapsamında kredisi ertelenen esnaf ve sanatkârlardan, erteleme dönemi boyunca çalışan sayısını azaltmayacağına dair taahhütname alınır. Çalışan sayısında eksilme tespit edilen esnaf ve sanatkârlar erteleme kapsamından çıkarılır.”

TESKOMB üzerinden gerçekleşen kapitalistler ve esnaf borçları için bu kararlar alınmıştır. Bu kapsam dışındaki işçi, emekçi ya da esnafların borçlarına dair böyle bir karar alınmamış veya bu konuda yasa çıkarılmamıştır. Emekçilerin elektrik, su, internet ve doğalgaz gibi ödemelerinin ertelenmesine dair bir karar yoktur. Bu süre boyunca maaşları garanti altına alan bir durum da yoktur. İşçilerin işten çıkarılmayacağı propagandası bundan ibarettir, hiçbir işçinin işte kalma güvenliği yoktur. Bu, kredi taksiti ertelemekten faydalanmak isteyen bir miktar esnaf veya kapitaliste ‘işçi çıkarırsan faydalanamazsın’ kriteri ile baskı uygulanmasından öteye gitmemektedir. Kapitalistler aldığı kredi taksitini, işçi maliyetiyle kıyaslayacak ve çıkarlarına göre tercihlerini yapacaklar.

İktidar salgınla ilgili ilk yasa çalışmasıyla sermayeyi kurtardı. Salgınla ilgili ikinci yasayla tecavüzcüleri, katilleri, mafyaları kurtardı. 14 Nisan 2020 tarihli 7242 no’lu kanunla tutuklu gazetecilere, muhalif sivil toplum faaliyetçilerine ve politik muhalefetin en genel tutsaklarına özgürlük kapıları bir kez daha kapatıldı. Daha dün tecavüzcüleri bahane edip idam isteyen cumhur ittifakı anlaştı.

Seçim meydanlarında tecavüzcüleri bahane edip idam yasası isteyenlerin derdi tecavüzcüyü değil muhalifi idam etmektir. Tecavüzcü mafya sistemine göre, sosyal medyada politikacıya hırsız demek, tecavüzden ağır bir suçtur. Politik muhalefetten tutuklanan insanlar, mafya baronlarından daha tehlikeli ilan edildiler. Mafyalar ve her türlü adli suç, siyasi muhalefet karşısında öz evlat olarak sahiplenildi ve mafya baronları kutsandı.

14 Nisan 2020 tarihli 2399 karar sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesi:

“MADDE 79- Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (COVID-19) hastalığı ile mücadele kapsamında herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın tüm kişiler, Sağlık Bakanlığınca dağıtımı yapılacak olan;

  1. a) Söz konusu hastalıktan korunmaya yönelik kullanımı tavsiye edilen her türlü kişisel koruyucu ekipmandan,
  2. b) Hastalığın teşhisinde kullanılan testler, kitler ve bunların kullanılmasına ilişkin sair ekipmandan,
  3. c) Hastalığın tedavisinde kullanılmak üzere merkezi olarak temin edilen ilaçlardan, yararlanmada, 8/1/2002 tarihli ve 4736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaftır.”

Halkımızın lehine ‘görünen’ tek kararname budur. Bu kararnamenin hiçbir somutluğu yoktur. Dikkatlice bakıldığında ilk madde hastalıktan korunmaya yönelik koruyucu ekipmanın Sağlık Bakanlığınca dağıtılmasından bahsediliyor. Şu ana kadar yasal sorumlulukları gereği toplumsal sağlık için tedbir almadılar. Kamu sağlığının tek çözümü olarak maske kullanımını önerdiler. Cumhurbaşkanlığı hükümeti dışında belediyelerin ve muhalefetin sorumluluk üstlenmesi engellendi. İlkin devlet kurumlarının yerine Erdoğan’ın başkanlık sıfatına dayanarak topluma sadaka dağıtmak istediği açıklanmıştı. Yeni yasayla mesele sağlık bakanlığına havale edildi. Başlangıçta devletin verdiği söylenen maskeler sınırlı sayıda dağıtılmış, dağıtılan maskeler de cumhurbaşkanınca parası ödenmiş gibi ibarelerle reklam yapılmıştı. Ücretsiz dağıtılan maskelerin yeterince işlevsel olmadığı, kendi içinde bir standartının olmadığı, çok farklı koşullar ve standartlar altında üretilen maskelere el koyularak dağıtıldığı bilinmektedir. Üzerinde kan, kıl, leke olan maskelerin, ambalajları, standartları ve özellikleri çok farklı kriterlerdedir. Alternatif olarak maskelerin esnaftan ücretli alınması yasaklanmıştır. 1-2 saatlik kulanım ömrü olan maskelerin 10 güne 5 adet olarak dağıtılacağı açıklanmıştır. Toplum sağlığını korumak için devlet kurumlarının önlem almasının yerine, AKP’li cumhurbaşkanının sadaka dağıtımı maske ve kolonyasına toplum mahkûm edilmektedir. Sağlık sistemi, sosyal güvenlik kurum ve yasaları bizim sağlığımızı korumaya hizmet etmemektedir. İşsizlik fonlarımız çarçur edilmekte, burjuvaziye peşkeş çekilmektedir. Kısacası sosyal güvenlik birikimi kamu sağlığına değil sermaye sınıfına fonlanmaktadır. Halkın sağlığını düşünmeyen burjuva sistem, sömürücü düzenin işleyişi için tüm dikkatini ayırmıştır. Ekolojik felaketin insanlığı getirdiği nokta ortadayken, ekolojik kıyım faaliyetleri aynen devam etmektedir. Kanal İstanbul’un ekolojiye yaratabileceği olumsuz etkiler hesaplanmamaktadır. Termik santraller, nükleer santral inşa çalışmaları, siyanürlü altın madenciliğine dair hâlâ burjuva politikasında değişen bir şey yoktur. Barajlar ve doğa katliamları için yasalar ve kararnameler aksamadan çıkmaktadır. Son iki ayda salgınla ilgili alınacak önlemlere dair çokça vaatte bulundular. Çıkan yasalara bakınca gerçekler ve vaatler arasındaki farkı görmekteyiz. İşçilerin sağlığı, iş güvenliği, işte kalma güvenliği, maaş garantisi, kredi, borç ve faturaların ertelenmesine dair bir yasa hala çıkarılmamıştır. Bu sayede emekçi sınıf tedbir alamamakta, yaşamını üretim alanlarından çekememektedir.

İnsanlığın, canlı yaşamın, emeğin düşmanı olan bu sistem değişmeden, biz ezilen emekçiler ve öğrenciler için bir şeyler değişmeyecektir. Bu değişimin kendiliğinden bir şekilde gerçekleşmeyeceği aşikardır. Her toplumsal krizi atlattıklarında onlar daha zengin, emek dünyası daha fazla hırpalanmış olur. Doğanın, emeğin, kadının, özgürlüğün düşmanı olan sistemler sürdükçe bizler daha fazla çile çekeceğiz. Bu yozlaşmış düzeni ancak devrim temizler.

H. K. Zachariadis

*Özellikle tüm okuyuculara Machiavelli’nin Prens (Hükümdar) adlı eserini tavsiye ediyoruz.